Sivas'ta 58 büyükbaş hayvanın telef olmasına neden olan şap hastalığını etkisiyle ilgi Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünden açıklama geldi. Sivas'ta şap hastalığı!, Şap hastalığı nedir?, Şap hastalığının belirtileri nelerdir?, Şap hastalığı nasıl teşhis edilir?, Şap hastalığından nasıl korunulur?, detaylar haberimizde... Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İhsan Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şap hastalığını ilk olarak 27 Kasım'da Altınyayla ve Zara ilçelerindeki 2 ahırda tespit ettiklerini söyledi. Buralardan incelenmek üzere numuneler alındığını belirten Aslan, "Şap hastalığının çıkmaması gerekiyordu çünkü kullandığımız aşılar iyi ve kuvvetli aşılardı. 3 yıldır da bölgemizde hastalık çıkmıyordu. Diğer illeri araştırdık ve yeni bir şap türünün, Nepal tipi şap hastalığının ortaya çıktığı söylenince 30 Kasım'da tedbir olarak kente hayvan giriş çıkışlarını yasakladık" diye konuştu. Aslan, gönderilen numunelerin henüz sonuçlanmadığına dikkati çekerek, "Hayvanlarda daha önce karşılaştığımız şap hastalığı, ölüme neden olmuyordu. Bu sefer ölümler meydana geldi. 58 büyükbaş hayvanımız öldü ve 220 hasta hayvanımız var. Hastalık 23 işletmede görüldü. Kentte ölümler olduğu için Sivas'taki hastalığın da Nepal şap hastalığı olduğunu düşünüyoruz ama kesin sonuçlar henüz gelmedi" ifadesini kullandı. Aşılama çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Aslan, şunları kaydetti: "Şu ana kadar 17 bin 300 hayvan aşıladık. Ocak ayına kadar tüm hayvanları aşılayacağız. Sivas'ta toplamda 237 bin hayvan aşılanacak. Aşılama çalışmaları bitip hayvanlarda antikor sağlanana kadar kentte hayvan hareketleri yasağı devam edecek. İl sınırları içerisinde hayvanlar bir yerden bir yere gidemeyecek. Aşılama çalışması tamamlanıp risk ortadan kalktığı zaman hayvan pazarları açılacak. Halkımızın tedirgin olmasını gerektirecek bir durumun yok, hastalık insanlara geçmiyor. Ayrıca ildeki mezbahanelerimiz de her gün denetleniyor ve hasta hayvan kesimi asla yapılmıyor. Yani tüketicilerimiz gönül rahatlığıyla et alabilir."
Şap hastalığı nedir? Çift toynaklı hayvanlarda görülen viral bir hastalıktır. Halk arasında
tabak veya
dabak olarak adlandırılır.
Hastalığın tanımı Evcil veya yabani tüm çift tırnaklı hayvanlarda görülebilen, kronik durumlarda zayıf ve yavru hayvanlarda ölüme sebebiyet veren, genellikle et, süt ve iş gücü kaybına sebep olan viral bir hastalıktır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca ihbarı mecburi hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastalığın mortalitesi düşük olmasına karşın yüksek morbiditeye sahiptir. Bu şu anlama gelir; öldürücü olmamakla birlikte sürü içerisinde veya bölgede hızla yayılır. Her ne kadar zoonoz kabul edilse de insanlara bulaşma oldukça nadirdir.
Tarihi Hastalık İlk kez 1546 yılında Hieranymus Fracastorius tarafından tanımlanmıştır. Türkiye'de ise ilk olarak 1914 yılında istatistiki bilgi olarak kayıt altına alınmıştır.
Etioloji Picorna viruslar grubu içinde Aphtovirus alt grubundandır. Virusun bilinen (A, O, C, Sat 1, Sat 2, Sat 3 ve Asia 1) isimlerinde 7 adet serotiplerinin yanında, yaklaşık 64 farklı alt tipi mevcuttur. Yurdumuzda en çok görülen serotipler A, O ve Asia-1 serotipleridir.
- Yüksek sıcaklık, direkt güneş ışığı virus için uygun olmayan şartlardır.
- Direk güneş ışığı virusun tahrip olmasına sebep olur. Direk güneş ışığına maruz kalmadığı şartlarda
- 40 °C 12 saatte,
- 60-65 °C 30 dakikada,
- 85 °C ise hemen tahrip olur. (sütü kaynatmak, eti kaideye uygun şekilde pişirmek virüsü temizler)
- Virus normal hava şartlarında (ör: oda şartları) yaşamını sürdürür,
- Virus bilinen birçok dezenfektan a karşı dayanıklıdır.
- Virusun dayanıksız olduğu dezenfektanlar şunlardır.
- Potasyum hidroksit (KOH)
- %4 soda, asitler (sirke asiti)
- %1-2 NaOH (sudkostik)
Hastalık etkeninin normal koşullarında yaşama standartları - Donmuş sperma (-270 °C) 30 gün
- Yapağıda 24 gün
- Deri ve kıllarda 28 gün
- Kuru ot ve danelerde 130 gün
- Ayakkabı ve lastik çizme 80-100 gün
- Toprakta 28 gün
- Dondurulmuş taze ette 1 yıl süreyle hastalık yapma yeteneğini korur.
Yayılması Hastalığın yayılışı 2 farklı unsurla gerçekleşir
- 1- Hasta hayvanlar
- Bunların ağız salya akıntısı
- İdrar ve dışkıları
- Sütü
- Mihraklarda oluşan vezikülerin patlaması ile
- 2- Taşıyıcı hayvan ve kaynaklar
- Fare, Kuşlar, Yaban domuzu, Kanatlılar hastalığın yayılmasında rol oynar.
- Suni tohumlama (Hastalıklı sperm veya malzeme ile)
- Hastalıklı ortamda bulunan kaba yem, hayvan altlığı, su,
- Hastalıklı ortamda kullanılan elbise, kıyafet ve malzemenin (sağım makinesi, kaşağı, zincir) dezenfekte edilmeden kullanılması,
- Hayvan nakilleri (Hastalıklı hayvan, malzeme veya dezenfekte edilmemiş taşıma araçları ile),
- Hastalıklı hayvan ürünlerinin gerekli işleme tabi tutulmadan piyasaya sürülmesi hastalığın salğın haline gelmesinde önemli rol oynar.
Patogenez Etken kuluçka dönemini (sığırlarda min. 2-7, Koyunlarda 1-6 gün) bitirdikten sonra;
- Yüksek ateş (40-41 °C)
- Durgunluk, iştahsızlık,
- Süt verimi kaybı,
- Sürüden geri kalma.
- Etken vücuda alındığı bölgede primer aft denilen ilk lezyonları oluşturur.Daha sonra çok katlı epitelin stratum spinosum hücrelerine yerleşir ve burada ürer. Ürediği hücrelerde öncelikle hidropik dejenerasyon başlar ve zamanla hücreler ölerek içi sıvı dolu veziküller oluşmaya başlar. Stratum basale katmanı sağlam olduğu için lezyonlarda kanama görülmez. Lezyonlar sıklıklar dil, ağız boşluğu mukozası, gingiva (dişeti), yanak mukozası, tırnak arası ve meme dokusunda görülür.Bu kesecikler dil hareketleri ve çeşitli nedenlerle patlar buna bağlı olarak
- İç ağız bölgesinde kızarıklık, Yem yememe, Ağızdan salya akması, ağız salya akması, dilin soyulması, dilin dışarı çıkması görülür.Bazen yakın veziküller birleşerek bulla adını alır ve daha büyük hale gelirler.
- Ağız bölgesinde oluşan veziküller ayak ve tırnak arası bölgede de görülebilir. Buna bağlı olarak,
- Tırnak arasında oluşan yaralar, kızarıklık, apse ve ilerleyen dönemlerde tırnak düşmesi görülebilir.
- Meme yangıları sebebiyle;
- Hayvan buzağının emmesine dahi izin vermez,
- Ağrı çeker,
- Sağımı reddeder,
- Süt verimi düşer.
- İlerleyen dönemlerde mastitis görülebilir.
- Buzağı, kuzu ve oğlaklar da hastalık belirtileri tam olarak görülmeden ani ölümlere rastlanabilir. Bunun sebebi etkenin doğrudan myokard hücrelerine yerleşerek perakut/akut myocarditis'e neden olmasıdır. Nekropsi sonucunda kalp kası kaplan derisi görünümünde olur. Buna daha çok virusun O suşu neden olmaktadır.
Hastalık insanlarda da lokal ve hafif etkili olarak görülebilir. Belirtisi ağız ve el bölgesinde su dolu kabarçık oluşumu şeklindedir. Çocuklarda daha etkilidir.
Teşhisi Ağız bölgesinde salya, köpüklü akıntı ve/veya tırnak arası bölgesinde oluşan erozyonlar ön teşhis için en belirli görüntüdür. Bu lezyonlar meme bölgesinde özellikle meme başlarında görülebilir ama bu teşhis için tam bir ayrım sağlamaz.
Tedavisi Viral bir hastalıktır, birçok çeşidi olduğundan tam olarak tedavisi yoktur.[
kaynak belirtilmeli] Diğer hayvanlara sonradan bulaşmaması için sünger ile geçirilir, Antibiyotik uygulanarak önü kesilir. Ağızdaki rahatsızlıkları gidermek için Soda ve çamaşır suyu ile yıkanır. Böylece hayvanın dili soyulur ve rahatlama görülür.
Korunma tedbirleri Şap hastalığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı salğın hastalıklar mücadele proğramında yer alan bir hastalıktır. Bu yüzden yurt genelinde 6 ayda bir aşılama proğramı gerçekleştirilir.
- Mümkün olduğunda dezenfekte olmadan ahırlara girilmemelidir.
- Ahırların duvarları, tabanı, yemliği kolay dezenfekte edilebilecek malzemeden inşa edilmeli ve dezenfeksiyonu düzenli bir şekilde yapılmalıdır.
- Hayvanların devamlı bağlı kaldığı ahırların yanında yeni alınan hayvanların bağlanacağı ayrı bir bölüm inşa edilmelidir.
- Bakıcıların ahıra girerken özel elbise ve çizme giymeleri sağlanmalı ve başkalarının ahıra girmelerine izin verilmemelidir.
- Bakıcıların veya hayvanların ahıra giriş-çıkışta üzerine basacakları dezenfektanlı paspasların kapı önlerinde bulunması gerekmektedir.
- Sağımlardan önce ellerin, memelerin ve sağım ekipmanlarının her seferinde dezenfeksiyonuna titizlikle dikkat edilmelidir.
- Hayvanlar sistemli olarak şap hastalığına karşı koruyucu olarak aşılatılmalıdır.
- Bölgeye yeni getirilen hayvanların hastalığı taşıyıp taşımadığı takip edilmelidir.
- Aşısız hayvanlar ahıra sokulmamalıdır.
- Hastalıktan şüpheli hayvanlar hemen ayrı bir ahıra alınmalıdır.
- Hasta hayvanla ilgilenen bakıcı diğer ahırlara girmemeli, giydiği elbise ve çizmeler o ahırda kalmalıdır.
- Hasta hayvanın bulunduğu ahırdan çıkarılan artık yem ve altlıklar derhal yakılmalıdır.
- İhbari mecburi bir hastalıktır. Görülmesi durumunda Tarım bakanlığı teşkilatına haber verilmesi gereklidir.