Başkanlık seçiminin en güçlü adayları Trump ile Clinton seçim münazarasında bir araya geldi

27 Eylül 2016 Salı

Amerika Birleşik Devletleri'nde 8 Kasım'da yapılacak olan başkanlık seçimi öncesi en güçlü iki aday olan Hillary Clinton ile Donald Trump başkanlık seçimi münazarası gerçekleştirdi.

ABD'de 8 Kasım'da yapılacak olan başkanlık seçimi öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin adayı Donald Trump ile Demokrat Parti'nin adayı Hillary Clinton canlı yayında bir araya geldi.

NBC spikeri Lester Holt moderatörlüğünde bir araya gelen adaylar New York eyaletinin Long Island bölgesindeki Hofstra Üniversitesi'nde münazarayı gerçekleştirildi.

Terörle mücadele, ABD'de yaşanan ırkçılık ve ekonomi konularının ele alındığı canlı yayında adaylar görüşlerini paylaştılar.

Ekonomi

Sadece üst sınıfın değil herkesin yararına olacak bir ekonomi inşa edilmesinin gerektiğini söyleyen Clinton, yaratılacak yeni istihdamlar ile birlikte orta sınıfın güçlendirilmesini savundu.

Trump yapmış olduğu konuşmada yapılan düzenlemelerin ve mevcut vergi sisteminin Amerikan firmalarının üleden gitmesine neden olduğunu söyleyerek istihdam kaynaklarının çalınmasına engel olunması gerektiğini vurguladı.

Donal Trump başkan olması halinde vergi ve düzenlemeler konusunda değişikliğe gidilip ticareti daha cazip hale getireceğini belirterek zenginlerin ülkede kalmasıyla yeni yatırımların geleceğini savundu. Yapılan yeni yatırımlar ile iş imkanlarının oluşacağını söyleyen Trump, mevcut ticaret anlaşmalarının Amerika'nın lehinde olduğunu belirtti.

Trump'ın vadettiği vergi indiriminin ekonomiye zarar vereceğini savunan Clinton ise orta sınıfa daha fazla yatırım yaparak ekonomiyi kalkındıracağı vaadinde bulundu.

Clinton, Trump'ın sunduğu vergi sistemiyle ABD'nin borcunun 5 trilyon dolar artacağını, 3 milyon kişinin işini kaybedebileceğini ve yeni bir ekonomik krizin yaşanabileceğini, kendi planları ise 10 milyon kişiye istihdam sağlanacağını anlattı.

ABD'nin dış borçlarını, dış ticaret açığını ve altyapısını eleştiren Trump, trilyonlarca dolar borca rağmen yolların, havalimanlarının, köprülerin, tren yollarının üçüncü dünya ülkesi gibi olduğunu dile getirdi.

ABD'de yaşanan ırkçılık tartışması

Irkçılığın ülkede hala önemli bir sorun olmaya devam ettiğine dikkati çeken Clinton, polis ile toplum arasındaki güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Silahların, taşımaması gereken insanların elinden alınması gerektiği vurgulayan Clinton, silahların ülkedeki genç siyahilerin ölümünün ana sebeplerinden birisi olduğuna dikkati çekti.

Clinton'ın ırkçılık yapmakla suçladığı Trump ise yıllardır hem siyahiler hem de Hispaniklerle çok iyi ilişkiler kurduğunu savundu.

Trump, Afrika asıllı Amerikalıları ve Hispanikleri suçtan korunması gerektiğini söyledi.

New York'ta uygulanan ve ırkçılık içerdiği için yasaklanan polisin yolda insanları durdurup üstlerini araması uygulamasını savunan Trump, "Obama'nın doğum belgesini ibraz etmesini temin ettim ve iyi bir iş yaptığıma inanıyorum" dedi.

 

Terör örgütü DAEŞ

DAEŞ ile mücadele konusuna ilişkin ise Clinton, terör örgütünün internet üzerinden insanları radikalleştirdiğini ve örgütün internet faaliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini söyledi.

Clinton, hava saldırılarının artırılması ve Kürt ortaklarını DAEŞ ile mücadelede desteklemeleri gerektiğini belirtti.

Ortadoğu'da Müslümanlarla daha fazla iş birliği yapılması gerektiğini belirten Clinton, Trump'ın hem ülkede hem yurtdışında Müslümanlara sürekli hakaret ettiğini vurguladı.

Trump ise DAEŞ ve diğer terör örgütlerinin interneti kullanarak ABD'ye saldırdığını kaydetti.

Irak

Irak'ın işgaline ilişkin de Trump, işgale en başından karşı çıktığını, bu politikanın Ortadoğu'yu kaosa sürüklediğini savundu, ancak Clinton bunun gerçek olmadığını savundu.

Irak'tan Obama-Clinton yönetiminin ani çıkışının güvenlik vakumu oluşturduğunu belirten Trump, biraz askerin kalması durumunda DAEŞ'in bu güce ve imkana kavuşması engellenebileceğini savundu.

Trump, ABD'nin müttefikleri ve güvenlik iş birliklerini eleştirerek, "Güvenliğini sağladığımız ülkeler bize ödeme yapmıyor. Biz tüm harcamayı yapıyoruz ama onlar paylarına düşeni ödemiyor. Japonları, Güney Kore'yi, Suudi Arabistan'ı koruyoruz ama bize ödeme yapılmıyor" dedi.

ABD'nin herkesi koruyamayacağını da kaydeden Trump, "Dünyanın polisi olamayız ve bize ödeme yapmadan herkesi koruyamayız" ifadelerini kullandı.

Nükleer tehdit

Dünyadaki en büyük tehdidin iklim değişikliği değil nükleer tehdit olduğunu da söyleyen Trump, İran ile yapılan anlaşmanın çok kötü bir anlaşma olduğunu, anlaşmayla bu ülkenin daha da güçlendiğini savundu.

Trump'ın İran ile varılan nükleer anlaşmaya ilişkin eleştirilerine cevap veren Clinton ise bu ülkeye yönelik bütün yaptırımları desteklediğini ve bu yaptırımlar sayesinde İran'ın müzakere masasına oturmak zorunda kaldığını söyledi.

Diğer ülkelerin nükleer silahlara sahip olmasının Trump'ın umrunda dahi olmadığını ileri süren Clinton, "Trump'ın nükleer silahlar konusundaki ukala tavrı son derece tedirgin edici" değerlendirmesinde bulundu.

'Cliton'un gücü yok'

Trump, Clinton'ın başkanlık yapabilecek güç ve kuvveti olmadığını söyleyerek, 'Benim açık ara en önemli yanlarımdan birisi mizacım. Ben kazanan bir mizaca sahibim' diye ekledi.

Clinton'ın siyasette deneyimli olduğunu kabul eden Trump, "Ancak onun deneyimleri kötü deneyimler." dedi. Trump, seçimi kazanması halinde Clinton'ı kesinlikle destekleyeceğini de sözlerine ekledi.

Clinton, Trump'ın kadınlara aşağılayan tutumunu da eleştirdi.

İlki 1960 yılında Richard Nixon ile John F. Kennedy arasında gerçekleşen televizyon münazaraları bir kaç istisna harici tüm seçimlerde halkın kanaatini belirlemesi için önemli bir aracı oldu.

Tartışmada, Trump'ın bazı sözlerini "kayıtlar böyle söylemiyor" diye kesen spiker Holt, kimi yorumcular tarafından programda, Trump'ın daha fazla üstüne gitmekle suçlandı.