Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Toplantısı

17 Şubat 2017 Cuma

ANTALYA (AA) - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cezaevlerinin dış güvenliğinin jandarmada kalması konusunda karara varıldığını belirterek, "Bu nedenle dış güvenliğin Adalet Bakanlığına alınması kararımızdan vazgeçtik. Ancak bu dış güvenlikle ilgili yasanın içerisinde yer alan diğer hükümlerin ve bunun yanında ihtiyacımız olan diğer bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesinden vazgeçmedik." dedi.

Bazı temaslarda bulunmak üzere Antalya'ya gelen Bozdağ, Kemer ilçesinde düzenlenen Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, tutuklu ve hükümlü her insanın, ailelerinin Türkiye Cumhuriyeti devletine birer emanet olduğunu, işledikleri suçlara, aldıkları cezalara bakmaksızın, yasaların kendilerine yüklediği görevler çerçevesinde her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarını söyledi.

Bu kapsamda psikologlar, sosyologlar, sosyal çalıştırıcılar, ceza infaz memurlarının üzerine düşen önemli görevler olduğunu belirten Bozdağ, ceza infaz kurumlarında bütün personelin büyük özveriyle çalıştığını ifade etti.

Medya ve toplumun, ceza infaz kurumlarında çalışanların yaptığı fedakarlığın yeterince farkında olmayabileceğini dile getiren Bozdağ, şunları kaydetti:

"Bakanlık olarak sizlerin ne kadar büyük bir iş yaptığının farkındayız. O nedenle önümüzdeki dönemde ceza infaz kurumlarıyla ilgili yeni bir yasal düzenlemeyi Bakanlar Kuruluna oradan da TBMM'ye sevk etmeyi planlıyoruz. Daha önce bildiğiniz gibi cezaevlerinin dış güvenliğinin jandarmadan alınıp, Adalet Bakanlığına verilmesi ve bu kapsamda bazı düzenlemelerin yapılmasına dair çalışmalarımız vardı. Ancak bu çalışmalar akamete uğradı. Yeni dönemde, hükümetimizle yaptığımız istişareler sonucunda cezaevlerinin dış güvenliğinin İçişleri Bakanlığında, dolasıyla jandarmada kalması konusunda bir karara varıldı. Bu nedenle dış güvenliğin Adalet Bakanlığına alınması kararımızdan vazgeçtik. Ancak bu dış güvenlikle ilgili yasanın içerisinde yer alan diğer hükümlerin ve bunun yanında ihtiyacımız olan diğer bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesinden vazgeçmedik."

Bozdağ, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım'a ve Kanunlar Genel Müdürlüğüne bu konuda son hazırlıkları tamamlama talimatı verildiğini ve önümüzdeki günlerde Bakanlar Kuruluna bu konudaki nihai çalışmalarını arz edeceklerini ve bazı önemli düzenlemeler yapacaklarını söyledi.

- Aleyhte kampanyalar

Türkiye'de ceza ve tutukevlerine dönük ülke içinden ve dışından aleyhte kampanyalar yürütüldüne de değinen Bozdağ, bir taraftan uluslararası insan haklarına ilişkin bazı örgütlerin, bu örgütlerin bünyesinde bulunan bazı komisyonların, bir yandan da Türkiye içindeki çevrelerin, Türkiye cezaevlerinde işkence ve kötü muamele bulunduğuna dair iftiraların "hakikat" gibi milletin önüne koymaya devam edildiğini söyledi.

Bu konudaki her açıklamayı büyük bir ciddiyetle takip ettiklerini vurgulayan Bozdağ, doğruluğu payı varsa bununla ilgili gereğini yerine getirdiklerini belirtti. Türkiye ceza ve tutukevlerinde işkence ve kötü muamele konusunda sıfır tolerans uygulamasının Hükümetleri döneminde başlatıldığını anlatan Bozdağ, bugüne kadar en ufak taviz verilmediğini vurguladı.

Ceza ve tutukevlerinin, birçok farklı kurum tarafından denetlendiğinin altını çizen Bozdağ, Türkiye'nin "algılar ve yorumlar üzerinden kötülendiğini" dile getirdi.

Bozdağ, "Biz her zaman 'Nerede, kime kötü muamele yapılmış lütfen bunu bize bildirin, gereğini yapalım' diye söylediğimizde bize bir isim vermiyorlar. Hadi isim vermediniz cezaevini de söylemiyorlar. O zaman 'Siz bir yandan Türkiye'yi itham ediyorsunuz, haksız şekilde suçluyorsunuz, şunlar şunlar var diyorsunuz, biz de onların üzerine gidelim. Yapılması gerekenleri derhal yapalım' dediğimizde adres vermiyorsunuz." diye konuştu.

- Basında çıkan haberler

Ceza ve tutukevlerinde kötü muamele olduğunda ilgili birimlere suç duyurusunda bulunulmasını isteyen Bozdağ, isim, adres vermeyerek Türkiye'nin suçlanmasını kabul edemeyeceklerini söyledi.

Türkiye'ye karşı objektif ve adil davranılmasını isteyen Bozdağ, şöyle konuştu:

"Türkiye ceza ve tutukevleri ABD'deki ceza ve tutukevlerinden her açıdan daha ileri ceza ve tutukevleridir. İnsani muamele açısından da tutuklu ve hükümlülere sağlanan imkanlar açısından da mukayesesi bile yapılamaz. Almanya'nın da Fransa'nın da mukayesesi yapılamaz. Halep oradaysa arşın burada. Biz diyoruz ki gelin bakın, mukayesesini de yapın. Biz çok netiz, açığız. Bu noktada hiçbir çekincemiz yok. Ceza ve tutukevlerinde herhangi birine işkence ve kötü muamele yapılmasını kabul etmeyiz. Böyle bir şey olduğunda onun üzerine gideriz, olayı örtmeyiz, örtülmesine de asla izin vermeyiz. Yapan kimse, yakasından tutar yargıya teslim ederiz."

Basında çıkan her türlü haber ve yorumu herhangi bir talimata gerek olmaksızın inceleme, araştırma ve soruşturma yapıldığını, doğruluk ihtimalinde disiplin mekanizmalarını, adli süreçleri başlatma talimatı verdiklerini belirten Bozdağ, pek çok habere dair inceleme yapıldığını ve hiçbirisinin doğru çıkmadığını söyledi.

"Başı örtülü bir hanımefendinin başındaki örtüyü zorla aldılar, bu halde cezaevinde bulundurdular." şeklinde haber çıktığını hatırlatan Bozdağ, "Birden bire yayılıyor. Yalanın alası. Yok öyle bir şey." diye konuştu.

Bozdağ, iftiraların, terör örgütlerinin propagandalarını Türkiye'nin bu konudaki temiz siciline kimsenin yapıştıramayacağını, buna da izin vermeyeceklerini bildirdi.

- Kader mahkumlarına ekmek temin edecek imkanlar

Ceza ve tutukevlerinde bulunan kişilerin, suç işlemiş olabileceğini, bu kişilerin kanun gereği mahkemelerin verdiği cezaları çektiğini anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Dışarı çıktıktan sonra toplum eğer onlara kucağını açmazsa dışarısı onlar için duvarı olmayan büyük bir cezaevine dönüyor. Herkes yanılabilir, hata edebilir veya kasten suç işleyebilir ama onun karşılığını cezaevinde gördükten sonra dışarı çıktığı zaman topluma rahat karışabilmelidir. Cezası infaz olunan kişinin toplumun içinde saygın bir birey olarak yer alması ve kendini ifade etmesi en doğal hakkıdır. Ancak maalesef, iş adamlarımız ve bazı vatandaşlarımız, cezaevinden çıkan insanlara iş vermemektedir. Onlarla ilişkisinde mesafeli olmaya özen gösteriyor. Ne yapacak bu insanlar? Siz ona iş vermezseniz, onun toplumun içinde saygın bir birey olarak yer almasına dair kapıları açmazsanız açılan kapıları kapatırsanız, sabıka kaydına bakıp, 'Hemşehrim güle güle' derseniz bu insanlar nasıl yaşayacaklar? Kendilerini, ailelerin nasıl geçindirecekler. Kader mahkumlarına ekmek temin edecek imkanları, toplumun içinde yer alacak kapıları sonuna kadar açmaları gerekir. Bu konuda herkesi sağduyu olmaya, bu insanlara kapıları açmaya onların elinden tutmaya davet ediyorum."

(Sürecek)