24 °c

Başı bağlı

06 Şubat 2018 Salı

 

Magazin dünyasında gizli kurallar vardır.

Bu gizli kurallar, her koşulda işler.

Bir nev’i “racon”dur yani…

 

* * *

Mesela, yıllar evvel rahmetli Magazin Müdürüm sevgili Orhan Olcay şöyle demişti: “Zirvedeki sanatçıya, yeni yetme bir sanatçı adayı kötü bir laf söylerse asla o sözü haber yapma!” Sonra da açıklamıştı: “Bir düşün, o zirvedeki sanatçı, oraya gelene kadar ne kadar çok emek vermiştir, ne kadar çok ödün vermiştir. Ayrıca bizler, o sanatçıyı oraya çıkarmak için ne kadar uğraşmışızdır. Onun zirveye çıkması için ne kadar çok haber yapmışızdır. Bunlarla birlikte zirvedeki sanatçının yerine kimi koyacağımızı iyi düşünmemiz lazım. Oraya getireceğimiz kişi, bunu hak ediyor mu? Biz, zirveye getireceğimiz o kişiye ne kadar güvenebiliriz, o bize ne kadar güvenebilir?”

Sadece bu kadar da değildi sevgili müdürümün söyledikleri… “Dünyada hiçbir zaman boşluğa yer yoktur. Her boşluk, iyi ya da kötü bir şekilde dolar.” derdi, Orhan Olcay müdürüm.

Bu yüzden ben de hep bu tavsiyeleri göz önünde bulundurdum. “Not tutarken bile imla kurallarına uy!” demişti bir keresinde ama şimdi konumuz bu değil. Konumuz zirvedeki sanatçılar. “Meyve veren ağaç taşlanır” misali, zirvedeki sanatçılara herkes saldırır. Zaten “zirveye çıkmak önemli değildir, zirvede kalmak önemlidir!” Eğer hak ediyorsa, zirveye çıkan sanatçı, orada yıllarca, belki de ömrü boyunca kalır.

Örnek mi istiyorsunuz; Bülent Ersoy, Ajda Pekkan…

Var mı, alternatifleri?

Yok!

 

* * *

Gelelim gizli kuralların diğerlerine…

Biraz da mafyavari olacak ama “başı bağlıya dokunma!” kuralı vardır mesela…

Dikkat ettiniz mi bilmem ama evli ya da sevgilisi olan kadın sanatçıya kimse bir şey söylemez nedense…

Nedeni basit, gizli kural…

Sanki evli olduğu o erkek, o kadar güçlüdür ki ve o erkeğe o kadar saygı duyulur ki, kimse o kadın sanatçıya bir şey diyemez. Ne zamana kadar? “Başı bağlı” olmayana kadar…

Örnek mi?

Cezaevinde olmasına rağmen ünlü kabadayı Hasan Heybetli nedeniyle yıllarca Muazzez Abacı’ya kimsenin değil yan gözle bakmak laf söylemediği gibi…

Yıllar evvel ayrılsa da oğlunun babası Sinan Engin, hâlâ Seda Sayan’ın hamisi değil midir?

Çok severim ama Ebru Gündeş, Amerika’da tutuklu olmasına rağmen ve üstüne üstlük Türkiye’ye karşı koz olarak kullanılmasına rağmen kızının babasından hâlâ neden boşanmadı dersiniz?

 

* * *

İşte bu gizli kurallar böyle işliyor magazin dünyasında…

Gelelim son günlerin popüler konularından birine… Magazin aktörlerinin ellerindeki temsili silahların namlularının hemen hepsi Gülben Ergen’e dönmüş durumda. “Yuva yıkan kadın” söylemlerinin ardından son olarak yaptıklarıyla ve söyledikleriyle sanki “sütten çıkmış ak kaşık” olan Seren Serengil’i “hapse attıran” kadın olarak saldırılara maruz kalan Gülben, kendini yasalar çerçevesinde korumaya çalışıyor. Haber spikeri eski eşine uzaklaştırma kararı da yasal, Seren Serengil’in konuşmasına sınırlama koydurması da…

Ama bunların hiçbiri konuşulmuyor da Gülben Ergen’e, yuva yıkan ya da hapse attıran diyerek saldırılıyor. Seren Serengil’in hapse girmesinden sanki Gülben’in eline bir şey geçecekmiş gibi. Üstüne üstlük, “ben böyle bir şey istemedim” dese de, bu kez “numara yapıyor” deniyor.

 

* * *

Tüm bunları neden yaşıyor Gülben Ergen biliyor musunuz? İşte bahsettiğim magazin dünyasındaki “kâğıda yazılmamış kuralları” nedeniyle. Değil mi ki, Gülben Ergen’in kanatları altında olduğu bir erkeği yok!

O zaman “vurun abalıya”…

Zaman zaman bu durumla baş edemeyen Gülben Ergen, iyice bunaldığında eski eşi ve çocuklarının babası Mustafa Erdoğan’a sığınıyor. İstiyor ya da istemiyor ama eski eşi Mustafa Erdoğan’ın kanatlarının altında olduğunu göstermek zorunda kalıyor. Mustafa Erdoğan da bu anlamda çocuklarının annesine desteğini esirgemiyor Allah için…

 

Yeri gelince magazin dünyasının “yazılmamış kuralları”nı anlatmaya devam ederim.

 

Şimdilik kalın sağlıcakla,