3 °c

PR = SIFIR

11 Aralık 2017 Pazartesi

Gazeteci de olsanız, bir markanın iletişim danışmanı da olsanız, aslında birbirine çok benzer ve yakın bir işi yapıyorsunuz demektir.

 

* * *

Gazeteci, eline ham haliyle gelen haberi önce araştırıp, eksiklerini tamamlayarak tam bir haber haline getirir.

Asıl iş de bundan sonra başlar. O haber, okuyucunun ilgisini çekecek bir şekilde yeniden düzenlenir. Haberin ana unsurları göz ardı edilmeden gazete ve dergi sayfalarına ya da ekrana taşınır.

 

* * *

İletişimci de aslında benzer bir işi yapar. İletişimini yaptığı markayı önce derli toplu bir marka haline getirir.

İletişimcinin işi de aslında bu aşamadan sonra başlar. Markayı biraz allayıp pullayıp, biraz da ambalajını güzelleştirip ortaya koyar.

Bir markanın sahibi de olsanız, bir siyasetçi de olsanız, bir hizmetiniz de olsa, durum değişmez.

 

* * *

Aynı masanın iki yanında karşılıklı oturur aslında gazeteciyle iletişimci.

Biri elindeki markayı gazeteciye nasıl beğendiririm diye uğraşır. Diğeri de iletişimciden gelenin, gazetesine uyup uymadığına, okuyucuya bunu nasıl sunabileceğine, gazete, dergi ya da televizyonda bu haberi kullandığında nasıl tepki alacağını düşünür.

Yani ortada bir değer vardır. Bu değerin gerçek değerini bulması için çabalar her iki taraf da...

 

* * *

Ortadaki değer 1 (bir) ise, her iki taraf da o birin yanına 0 (sıfır) koymaya çalışır aslında.

Aslında işte bu noktada ortaya çıkar gazeteci ve iletişimcinin kabiliyeti ve tecrübesi.

Kimisi bir tane sıfır koymayı başarır birin yanına. Kimisi de birden fazla...

 

* * *

Sadece gazeteci ve iletişimci değil, herkes hayatına ve ürettiklerine sıfır koymaya çalışır. Anne-baba, çocuklarına değer katmaya çalışır her zaman. Siyasetçi konuşmasına, güne katılan teyze dedikodusuna, sanatçısı müziğine, sinema filmine, tiyatrosuna, tablosuna...

 

* * *

Matematikte “değersiz” olarak öğretilen sıfır, aslında çok büyük değerler katar insan hayatına...

Tabii ki, doğru kullanıldığında...

Çünkü ortada iletişimciyim diye gezinen birçok kişi, aslında markaya yarar yerine zarar verir durmadan.

Plansız, programsız, bir hedefe hizmet etmeyen iletişim çalışmaları sonucunda yaratılan imaj, sonradan düzeltilmesi çok zor bir durum halinde karşımıza çıkar her zaman.

 

* * *

Birin sağına konulmak üzere hazırlanan sıfırlar, birin soluna konulursa, hem hiçbir şey ifade etmeyeceği gibi hem de daha sonraki doğru çalışmaların sağlayacağı faydayı en aza indirir.

Markaya verilen zararı düzeltmek o kadar zor olur ki, yeniden başka bir marka yaratsanız daha kolaydır.

Zarar görmüş bir markanın imajı, daha sonraki çalışmalarla düzeltilse de en ufak bir yanlışta pamuk ipliği gibi kopmaya hazırdır.

 

* * *

İşte bu yüzdendir ben uzun zamandır iletişim danışmanlarına “sıfırcı” diyorum.

İşleri “bir”e “değer” katmak yani...

Tabii ki, ortaya da “bir” koymak şartıyla...